Kiracının erken tahliyesi, kiralanan taşınmazın kira sözleşmesinde kararlaştırılan sürenin sona ermesinden önce kiracı tarafından boşaltılmasıdır. Kiracı; iş değişikliği, başka bir şehre taşınma, konut ihtiyacının ortadan kalkması veya benzeri nedenlerle taşınmazı sözleşme süresi dolmadan terk etmek isteyebilir. Ancak taşınmazın fiilen boşaltılması, kira sözleşmesinden doğan bütün borçların kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez.
İçindekiler
ToggleErken tahliye halinde kiracının hangi tarihe kadar kira bedelinden sorumlu olacağı ve ev sahibinin tazminat talep edip edemeyeceği, başta Türk Borçlar Kanunu’nun 325. maddesi olmak üzere somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Kiracı, sözleşme süresi dolmadan taşınmazı boşaltabilir. Bununla birlikte, erken ayrılmanın mali sonuçları sözleşmenin türüne, tahliyenin koşullarına, anahtarın teslim edilip edilmediğine ve taşınmazın yeniden kiraya verilebilir hale gelip gelmediğine bağlıdır.
Belirli süreli kira sözleşmelerinde süre bitmeden ayrılma, Türk Borçlar Kanunu’nun 325. maddesi kapsamında değerlendirilir. Belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih bildirimi ve yasal bildirim süreleri ayrıca dikkate alınmalıdır. Kiracının erken tahliyesi kapsamında sözleşme hükümleri de incelenmeli; kanunun emredici hükümlerine aykırı düzenlemelerin geçerliliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 325. maddesine göre kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiğinde, kira ilişkisinden doğan borçları kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre boyunca devam edebilir.
Bu düzenleme, kiracının sözleşmenin kalan bütün süresine ait kira bedelini her durumda ve otomatik olarak ödemesi gerektiği anlamına gelmez. Esas olan, taşınmazın benzer şartlarla yeniden kiraya verilebilmesi için gereken makul sürenin somut olayda belirlenmesidir. Kiracının erken tahliyesi kapsamında makul süre tazminatı taşınmazın niteliği, bulunduğu yer, kira bedelinin piyasa koşullarına uygunluğu, mevsimsel etkiler ve kiraya verenin yeniden kiralama için gösterdiği çaba gibi unsurlar önem taşıyabilir.
Makul süre, her kira ilişkisi için önceden belirlenmiş sabit bir süre değildir. Örneğin her olayda üç aylık kira bedelinin ödeneceğini söylemek doğru olmaz. Makul süre; taşınmazın konut veya işyeri olması, konumu, fiziki durumu, kira bedeli, piyasa talebi ve benzer taşınmazların kiralanma koşulları dikkate alınarak değerlendirilir.
Uyuşmazlık hâlinde makul süre ve olası zarar, deliller ve gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle belirlenebilir. İlan kayıtları, emlakçı yazışmaları, yeni kiracıyla yapılan sözleşme ve taşınmazın teslim durumuna ilişkin belgeler değerlendirmede önem taşıyacaktır.
Kiraya verenin talep edebileceği tutar, yalnızca sözleşmenin kalan aylarının toplamı üzerinden otomatik olarak belirlenmez. TBK 325 uyarınca makul yeniden kiralama süresi ve kiraya verenin elde ettiği ya da elde etmekten bilerek kaçındığı yararlar ile yapmaktan kurtulduğu giderler dikkate alınır.
Taşınmaz makul süre dolmadan yeniden kiraya verilirse, yeni kiracının kira ödemeye başladığı tarih ve yeni kira koşulları hesaplamayı etkileyebilir. Kiraya verenin aynı dönem için hem eski kiracıdan hem yeni kiracıdan mükerrer tahsilat yapması söz konusu olmamalıdır. Her dosyada kira sözleşmesi, ödeme kayıtları ve yeniden kiralama belgeleri birlikte incelenmelidir.
Örneğin kiracınız evi erken tahliye ettiyse ve bilinçli olarak 5 ay sonra tekrar kiralama yaptı iseniz; makul süre hesabı 5 ay üzerinden yapılmayacaktır. Taşınmaz bulunuğu bölgede ortalama 2 ay içinde kiraya veriliyorsa makul süre tazminatı 2 ay olacak ve iki ay üzerinden erken tahliye tazminatı talep edilebilecektir.
Taşınmazın yeniden kiraya verilmesi, önceki kiracının sorumluluğunun kapsamını etkileyebilir. TBK 325’teki düzenleme kapsamında kiraya verenin elde ettiği yararlar ve yapmaktan kurtulduğu giderler göz önünde bulundurulur. Bu nedenle yeni kiracının ne zaman taşındığı, kira ilişkisinin hangi tarihte başladığı ve taşınmazın hangi koşullarda kiralandığı önemlidir. Kiracının erken tahliyesi kapsamında erken tahliye tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda alanında uzman bir Ankara avukat hukuki danışmanlığı alınması tavsiye edilir.
Kiracı, uygun bir yeni kiracı adayı bulmuşsa bu bilgiyi ve adaya ilişkin koşulları yazılı biçimde kiraya verene iletebilir. Ancak adayın kabulü ve sorumluluğun sona ermesi değerlendirilirken sözleşme, kanuni şartlar ve olayın özellikleri dikkate alınmalıdır.
Taşınmazın boşaltılması ile anahtarların kiraya verene teslim edilmesi aynı şey olmayabilir. Tahliye ve anahtar teslim tarihi, kira borcunun hangi tarihe kadar hesaplanacağı bakımından önem taşıyabilir. Bu nedenle anahtar tesliminin yazılı tutanakla yapılması; mümkün değilse teslimi kanıtlayabilecek yazışmaların ve diğer belgelerin saklanması önerilir.
Kiracının yalnızca taşınmazı boşaltması veya anahtarı taşınmazın içine bırakması, teslimin gerçekleştiğini her durumda kanıtlamayabilir. Tarafların teslim tarihini ve taşınmazın durumunu açıkça kayıt altına alması, ileride çıkabilecek uyuşmazlıkları azaltabilir.
Güvence bedelinin veya diğer adıyla depozito bedelinin iadesi veya olası alacaklara mahsup edilmesi, kira sözleşmesi, güvence bedelinin amacı, tarafların hesaplaşması ve varsa zararların niteliğine göre değerlendirilir. Depozito, kiraya verenin talep ettiği her tutarın kendiliğinden ve koşulsuz olarak karşılığı sayılmaz. Tarafların kira, aidat, fatura ve hasar kalemlerini belgeleriyle birlikte hesaplaması gerekir. Kiracı konuttan çıkacağım depozitom son kiraya sayılsın diyerek icra tehdidi ile karşı karşıya kalabilir.
Kiracının erken tahliyesi nedeniyle doğan sorumluluk her olayda aynı şekilde ortaya çıkmaz. Taşınmazın yeniden kiraya verilmesi, kiraya verenin elde ettiği yararlar, yapmaktan kurtulduğu giderler, taraflar arasında yapılan anlaşma ve kira sözleşmesinin özel hükümleri sonucu etkileyebilir.
Ayrıca kiraya verenin taşınmazı teslim alıp almadığı, anahtar tesliminin ispatı, taşınmazın yeniden kiralanmasına ilişkin girişimler ve tarafların yazılı bildirimleri önemlidir. Kiracının sorumluluğu konusunda kesin sonuca ulaşmak için belgelerin ve olayların Ankara avukat aracılığı ile birlikte değerlendirilmesi hak ve menfaat kaybı yaşamanın önüne geçebilir.
Taraflar arasında kiracının erken tahliyesinden kaynaklanan kira veya tazminat alacağı konusunda anlaşmazlık çıkarsa, Sulh Hukuk Mahkemelerinde dava açılabilecektir. Ancak kira ilişkisinden kaynaklanan birçok uyuşmazlıkta dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulması gerekir. Dava açıldıktan sonra mahkeme somut olayın ve taşınmazın durumuna bağlı olarak makul süre hesabı yapacak ve erken tahliye tazminatı buna bağlı olarak tespit edilecektir.
Uyuşmazlıkta kira sözleşmesi, ödeme dekontları, ihtar ve bildirimler, anahtar teslim tutanağı, emlak ilanları, yeni kira sözleşmesi ve taraflar arasındaki yazışmalar önem taşıyabilir. Somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme yapılması uygun olacaktır.
Hayır. Kalan bütün kira bedellerinin otomatik olarak ödenmesi gerektiği söylenemez. TBK 325 kapsamında, taşınmazın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre oranında ödeme külfeti ile karşı karşıya kalır.
Hayır. Kanunda her olay için geçerli sabit bir üç aylık süre öngörülmemiştir. Makul süre, taşınmazın ve kira ilişkisinin koşullarına göre belirlenir.
Anahtar tesliminin gerçekleşip gerçekleşmediği ve hangi tarihte yapıldığı somut olayda önem taşıyabilir. Tahliye ve teslimin yazılı belgelerle kanıtlanması, uyuşmazlık riskini azaltır. Anahtar teslim edilmedikçe kira sözleşmesinin devam ettiği varsayılır.
Yeni kiracının taşınma ve kira başlangıç tarihi ile kiraya verenin elde ettiği yararlar hesaplamayı etkiler. Aynı dönem için mükerrer tahsilat yapılması sonucunu doğuracak bir hesaplama yapılamaz.
Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda genel olarak dava öncesi zorunlu arabuluculuk gündeme gelir. Sonrasında ise Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılır.
2024 © Kopyalanamaz. Tüm Hakları Saklıdır. Rise On Web
Bizimle iletişime geçin.