Serbest bölgeler; Türkiye Gümrük Bölgesi sınırları içerisinde yer almakla birlikte, gümrük mevzuatı bakımından gümrük hattı dışında kabul edilen, yatırımcıya üretim, ticaret ve ihracat faaliyetlerinde önemli mali, vergisel ve idari avantajlar sağlayan özel ekonomik alanlardır. Bu bölgeler, klasik anlamda birer sanayi veya ticaret alanı olmanın ötesinde, devlet tarafından özel teşvik ve düzenlemelerle desteklenen, uluslararası ticareti kolaylaştırmaya yönelik stratejik merkezlerdir.
İçindekiler
ToggleSerbest bölgelerin kurulmasındaki temel amaç; ihracata yönelik üretimi artırmak, yabancı sermaye yatırımlarını teşvik etmek, ileri teknoloji ve know-how transferini sağlamak, dış ticareti geliştirmek ve ülke ekonomisine döviz girdisi kazandırmaktır. Bu kapsamda serbest bölgeler, hem yerli hem de yabancı yatırımcılar açısından rekabetçi bir yatırım ortamı sunmayı hedefler.
Serbest bölgelerde gerçekleştirilen faaliyetler bakımından gümrük vergileri, KDV ve bazı mali yükümlülükler yönünden önemli istisna ve muafiyetler uygulanır. Ayrıca dövizle işlem yapabilme imkanı, kar transferinde serbestlik ve daha esnek ticari uygulamalar yatırımcılar açısından ciddi avantajlar yaratır. Bu yönüyle serbest bölgeler, uluslararası pazarlara açılmak isteyen firmalar için önemli bir sıçrama noktası niteliğindedir.
Bunun yanı sıra, serbest bölgelerde bürokratik süreçler sadeleştirilmiş, izin ve denetim mekanizmaları yatırım ve üretimi teşvik edecek şekilde yapılandırılmıştır. Ancak her ne kadar avantajlı bir yapı sunsa da serbest bölgelerde faaliyet göstermek, özel bir mevzuata ve lisans sistemine tabi olup belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesini gerektirir. Bu nedenle serbest bölgelerde yatırım yapmayı planlayan kişi ve şirketlerin hukuki ve idari süreci doğru şekilde yönetmeleri büyük önem taşımaktadır.
Türkiye’de serbest bölgeler başta 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu olmak üzere ilgili yönetmelik ve tebliğler çerçevesinde düzenlenmektedir. Uygulamada en sık karşılaşılan mevzuat kaynakları şunlardır:
Mevzuat, serbest bölgede faaliyet gösterecek gerçek ve tüzel kişilerin hak ve yükümlülüklerini, lisans türlerini, faaliyet konularını ve denetim esaslarını ayrıntılı şekilde belirlemektedir.
Serbest bölgede fabrika kurmak isteyen yatırımcıların, klasik bir fabrika kuruluşuna kıyasla farklı ve daha özel idari ve hukuki aşamalardan geçmesi gerekir. Zira serbest bölgeler, kendine özgü bir mevzuat ve lisans sistemine tabi olup, her yatırım otomatik olarak kabul edilmemektedir. Süreç, yatırımın niteliğine ve faaliyet konusuna göre değerlendirilir.
Süreç genel hatlarıyla şu aşamalardan oluşur:
Serbest bölgede fabrika kuruluş sürecinde yapılacak hatalı veya eksik başvurular, faaliyet ruhsatının reddine, sürecin uzamasına veya ileride lisans iptali riskine yol açabilir. Bu nedenle sürecin başından itibaren ankara serbest bölgeler avukatı ve ankara hukuk bürosu hukuki ve idari danışmanlık alınması, yatırımın sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde hayata geçirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Serbest bölgede kurulu bir fabrikanın veya üretim tesisinin satışı, serbest bölge mevzuatına tabi özel bir işlemdir. Bu satış, klasik bir taşınmaz veya şirket satışı gibi değerlendirilmez. Uygulamada dikkat edilmesi gereken temel hususlar şunlardır:
Bu nedenlerle serbest bölgede fabrika satışı süreçlerinde; sözleşme yapısı, faaliyet ruhsatları ve idari izinler birlikte değerlendirilmelidir. Aksi halde taraflar açısından ciddi hak kayıpları ve işlemin geçersizliği riski ortaya çıkabilir.
Serbest Bölgedeki bir fabrikanın üst hakkının nasıl devredileceği Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü SERBEST BÖLGELERDEKİ ÜSTYAPI VE TAŞINMAZLARIN KİRALANMASI, DEVRİ, SATIŞI VE YIKIMINA İLİŞKİN GENELGE’ de düzenlenmiştir. Bu genelgenin 15. Maddesinde ise devir için aranan belgeler sayılmıştır. Buna göre;
Serbest Bölgedeki Fabrika Satışı yapmadan öne mutlak suretle alanında uzman Ankara avukat ya da Ankara hukuk bürosu danışmanlık hizmeti almanızı tavsiye ederiz.
Serbest bölgede faaliyet gösterebilmek için alınması gereken en temel izin Faaliyet Ruhsatıdır (Lisans). Faaliyet ruhsatı, yatırımcının serbest bölgede hangi kapsam ve sınırlar içerisinde faaliyet gösterebileceğini belirleyen idari bir izindir. Lisans alınmadan serbest bölgede üretim veya ticari faaliyette bulunulması mümkün değildir.
Faaliyet ruhsatları, yürütülecek faaliyetin niteliğine göre farklı türlere ayrılmaktadır:
Faaliyet ruhsatının süresi; faaliyet konusu, yatırım planı ve idarenin takdiri doğrultusunda belirlenir. Lisansın süresi sonunda yenilenmemesi, lisans şartlarına aykırı faaliyette bulunulması veya mevzuata aykırılık hallerinde lisansın iptali söz konusu olabilir. Lisansın iptali ya da süresinin sona ermesi durumunda serbest bölgedeki faaliyetin durdurulması ve yatırımın sona erdirilmesi riski doğar.
Bu nedenle serbest bölgede faaliyet gösteren firmaların, lisans koşullarına ve ilgili mevzuata sürekli uygunluk sağlaması büyük önem taşımaktadır. Lisans süreçlerinin doğru yönetilmesi, yatırımın sürdürülebilirliği açısından kritik bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü, Kullanıcıya yukarıda sayılan şartların oluşması halinde 49 yıllığına faaliyet ruhsatı verir. Bu faaliyet bulunduğunuz Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi (B.K.İ) tarafından her zaman denetlenebilir. Lisans alırken başta verdiğiniz müracaat mektubunda Genel Müdürlüğe bildirdiğiniz ihracat ve üretim rakamlarına ulaşıp ulaşamadığınız, vaat ettiğiniz iş kolunda faaliyetinize devam etmediğiniz vs. gibi birçok konuda kurum ve B.K.İ tarafından araştırmalar yapılır.
Bu araştırmalar sonucunda olumsuz bir durumla karşılaşılırsa Serbest Bölgeler Yönetmeliğinin 14. Maddesinin c bendine dayanarak faaliyet ruhsatınızı iptal edebilir. Bu iptale karşı 60 gün içerisinde İdari davada iptal davası açılabilir. Bu davayı açmadan önce ankara serbest bölgeler avukatı ya da ankara hukuk bürosu danışmanlık hizmeti almanızı tavsiye ederiz.
Danıştay 14. İdari Dava Dairesinin 2025/3477 sayılı kararında “…ancak aynı şekilde faaliyet ruhsatı müracaat formunda beyan ve taahhüt edilen hususlara tam olarak uymamakla birlikte faaliyetlerine devam ettiği anlaşılan davacının ise faaliyet ruhsatlarının herhangi bir uyarı yapılmaksızın ve süre verilmeksizin doğrudan iptal edildiği görüldüğünden, dava konusu işlemde takdir yetkisinin kamu yararı, eşitlik ile hak ve vicdan ilkelerine uygun kullanılmadığı anlaşılmaktadır” şeklinde kullanıcı lehine kararları da bulunmaktadır.
2024 © Kopyalanamaz. Tüm Hakları Saklıdır. Rise On Web
Bizimle iletişime geçin.